Başkan'ın Mesajı
Duyurular

2024 Yılı Aidatı

120 Tl/yıl olarak devam 

edecektir.

 

 

 


Ankara Hava Durumu
Anket
Döviz Bilgieri
Merkez Bankası Döviz Kuru
  ALIŞ   SATIŞ
USD 37,8637   37,9319
EURO 41,7400   41,8152
Özlü Sözler
Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez. (Montaigne)
Son Ziyaretçi Yorumları
Ömer Tonğ
Başta Süleyman Akgüç beyefendi olmak üzere emeği geçen herkese kalbi teşekkürler

ZEKAİ SERİNKER
Merhabalar... Faaliyetlerinizi ve sizden haberleri bugüne kadar sosyal medyadan takip ediyorduk. Gelecekte ki doğal üyeniz olarak, tüm emeklilerimize sağlık ve afiyet diliyorum. Selamlar...

HASAN KALE
Emeği geçenlere teşekkürler. Başlangıç için iyidir. Daha iyi olacacağına inanıyorum. Umarım dernek binasına da kavuşuruz.


Tüm ziyaretçi yorumları için tıklayınız.
Reklam
Çocuk Bayramında, "DOĞAN KARDEŞ" Çocuk Dergisi...

DOĞAN KARDEŞ” DergisiBaşarının Hazin Öyküsü

 

Doğan Kardeş Dergisi, Cumhuriyet’in yirmili yaşlarında doğan tüm çocukların unutulmaz çocuk dergisi. Hatırlamayanımız yoktur. Hafızalarımızı tazeleyerek başlayalım.

 

İkinci Dünya savaşı yılları. Ülkeyi savaş kıyımından korumayı başaran Cumhuriyet yönetimi, ülke kaynaklarını da kontrollü kullanabilmek düşüncesiyle, 1941 başlarında tahıl stoklarını denetim altına alır. Ekmek tüketimini karneyle düzenler. 

 

Henüz, İkinci Dünya Savaşı tüm dünyayı yakıp yıkmaya hala devam etmektedir. Ama, her şeye rağmen, insanlığın en büyük felaketi Atom bombası henüz icat edilmediği için, büyük şairimizin dizeleriyle, “çocukların öldürülmediği, şeker de yiyebildikleri” zor günlerdir. 

 

1944 sonlarına gelindiğinde önce miktarı yükseltilir ve savaşın bitimiyle de ekmek karnesi uygulamasına son verilir.

 

*** 

 

Cumhuriyet dönemiyle birlikte, alfabenin değişmesiyle yeni cumhuriyet ilkelerinin çocuklara benimsetilmesi amacıyla çocuk dergiciliği alanında önemli atılımlar yapılır. 1928 yılında “Çocuk Sesi”, “Afacan”, 1936 yılında “Çocuk Esirgeme Kurumu Dergisi”, “Yavrutürk”, 1939 yılında “Bin Bir Roman”, 1942 yılında “Çocuk Sesi” ve 1943 yılında “Çocuk Haftası” dergileri çıkarılır. 

 

Doğan Kardeş Dergisi, 23 Nisan 1945 Çocuk Bayramında yayın hayatına başlar. Önce aylık yayınlanır, bir süre sonra ayda iki kez ve bir kaç yıl içinde de haftalık olarak çocuklara ulaşır.

 

1944 yılında kurulan Yapı Kredi Bankası tarafından yaratılan ve bankanın himayesinde, 1978 yılına kadar süren 33 yıllık yayın hayatı 1988 de tekrar canlandırılmaya çalışılsa da başarılı olunamaz ve yayını tekrar durdurulur.

 

Öncesindeki deneyimlerin kısa ömürlü olmasına karşın, 1945 yılında yayına başlayan Doğan Kardeş Dergisi nasıl olur da 33 yıl başarıyla yaşamaya devam eder? Bu soruya yanıt arayan bir çok araştırmacı, bilim insanı; dergi üzerine yüksek lisans, doktora çalışmaları yaparlar. Doğan Kardeş’in sırrını anlamaya çalışırlar. 

 

Doğan Kardeş Dergisi;

• İlk sayılardan itibaren çocuğun sosyalleşmesinde önemli yeri olan müsamereler, yarışmalar düzenler.

• Ödüllü resim, şiir yarışmaları düzenler ve beğendiği eserleri derginin sayfalarında yayınlar. 

• Çocukların yazılı anlatım becerilerinin gelişmesi için kompozisyon, öykü, hikaye, roman yarışmaları düzenler.

• Doğan Kardeş Yayınları  logosu belirlemek amacıyla bir yarışma düzenler. Çocukların çizdiği örnekler dergide yayınlanır ve okuyucu oylarıyla bunlardan birisi seçilerek logo bu şekilde belirlenir.

• Temizlik yarışı düzenler. Yıl boyunca dergileri tertemiz saklayan çocuklar arasında kura çekilerek en temiz koleksiyonlara sahip 50 çocuk ödüllendirilir.

• Müfredata uygun çeşitli matematik problemleri, genel bilgi soruları içeren okul ilavesi vererek çocukların okula hazırlanmalarına katkı yapar.

• Çocuklardan “Gazetecilik Oynuyoruz” adlı bir röportaj istenir. Dergide bazı ünlü kişilerin isimleri verilerek onlarla görüşülmesi istenir. Bu kişilere ulaşabilenler de ödüllendirilerek yayınlanır.

• “Dil Köşesi” başlığıyla; çeşitli tekerlemeler, deyimler verilir,  deyimlerle ilgili çeşitli karikatürlerin çizilmesi istenerek, ödüllü dil yarışmaları düzenlenir.  Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği içinde okullar arası olarak yapılan bu yarışmalar ülkemizde ilkleri temsil etmiştir.

 

***

 

Derginin yıllarca yaşatılmasında en önemli katkı, kuşkusuz Yapı Kredi Bankası ve kurucusu Kazım Taşkent’e aittir.Genç Cumhuriyet’in ilk nesil kahraman isimleri arasında özel bir yere sahip bu değerli insanı daha yakından tanımak gerekir. 

 

1894 Preveze doğumlu  Kazım Taşkent 1991’de İstanbul’da aramızdan ayrılır. Orta öğrenimini babasının bir üst görevle Üsküp’e atanması üzerine, Üsküp İdadisi’nde 1912 yılında tamamlar. Ardından İstanbul Mühendis Okulu’na devam ederken I. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla 1915 yılında silah altına alınır ve savaş süresince Çanakkale’de, İstanbul’da ve Kafkasya’da Batum’da yedek subay olarak görev yapar. Kafkas Cephesi’ndeki üstün başarılarından dolayı ve 1918 yılında savaşta teknik bir konuda gösterdiği başarıdan ötürü ödüllendirilir ve terhisini izleyen dönemde yüksek öğrenimini tamamlamak üzere Avrupa’ya gidebilmesi için devlet bursu tahsis edilir. Ancak yurtdışına çıkabilmek için İstanbul’daki işgal güçlerinden vize alabilmesi iki yıl gibi uzun bir süre alır. 1920 yılında Almanya’ya giden Kâzım Taşkent, 1924 yılı sonlarında Kimya yüksek mühendisi olarak mezun olup yurda döner.  Zorunlu hizmetini Ankara'da İktisat Bakanlığı'nda ve İstanbul Bölge Sanayi Müdürlüğü'nde tamamlar. 

 

Bu süre içinde, Alpullu Şeker Fabrikası'nın kurulması ve işletilmesi işiyle görevlendirilir; Avrupa ülkelerindeki şeker sanayiini inceler ve 8 ay içinde de fabrikayı hizmete sokmayı başarır. Daha sonra Eskişehir ve Turhal Şeker fabrikalarını da kurup işletmeye sokan Taşkent, başta Atatürk ve İnönü olmak üzere, dönemin ilgili bütün ileri gelenlerinin övgülerini kazanır.

 

Uşak, Alpullu, Eskişehir ve Turhal Şeker fabrikalarının, 1935 yılında Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. çatısı altında birleşimini hayata geçirir  ve Genel Müdür olarak görev üstlenir. 1944'te Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Genel Müdürlüğü'nden ayrılarak, 28 yıl sürecek yeni bir çalışma alanına yönelir. Doğan Sigorta Şirketi'ni ve Yapı ve Kredi Bankası'nın kurulumunu gerçekleştirir.

 

48 yıllık çalışma yaşamını noktaladığı 1972'de 1940'tan beri tutmakta olduğu notlarını kitaplaştırma çalışmalarına yönelmiş, bu arada kendisine Alman Cumhurbaşkanı Dr. Heinemann tarafından Almanya Federal Cumhuriyeti Liyakat Nişanı'nın "Büyük Haç" rütbesi verilmiştir.

 

***

 

“30. Yılında Türkiye Şeker Sanayii” adlı eserden kendi anlatımıyla devam edelim:

 

“Balkan Harbinden evvel babam Üsküp'de hâkimdi. Devam ettiğim mektebin fizik hocası hastalanmıştı. Vilâyet maiyet memurlarından bir genç, vekâleten bu derse gelmişti. Bu zat, Mülkiye Mektebi (şimdiki Siyasal Bilgiler Fakültesi) mezunu Şakir Beydi (Şakir Kesebir, eski Edirne Mebusu ve İktisat Vekili). Birinci Dünya Harbi sırasında askerliğimi yaparken, Keşan Kaymakamı olarak kendisine rastlamıştım. Bir defa da Ardahan Mutasarrıfı iken görmüştüm.

1925 yılının ilk ayları idi. Ankara'da Karaoğlan'da, sokakta Şakir Beye rastladım. Beni tanıdı; hatırımı sordu ve evine davet etti. Bu ilk temastan sonra, ara sıra kendisini ziyaret ederdim ve mesleğimle ilgili işler üzerinde benden malûmat alırdı.

Bu sıralarda Uşak'ta bir şeker fabrikası kurulması için çalışmalar başlamıştı. Şakir Bey ve Hayri Bey (Hayri İpar) Trakya mebusları ile birlikte, Trakya'da bir şeker fabrikası kurmak üzere aralarında görüşüyorlardı. Bu görüşmelere beni de davet ederler ve bu mevzu etrafında benden teknik malûmat isterlerdi.

Nihayet Alpullu'da kurulması kararlaşan şeker fabrikası için Avrupa'ya muhtelif memleketlerde etüt yapmak üzere bir heyet göndermeğe karar verdiler. Beni de bu heyete dahil ettiler. Şeker Sanayiindeki çalışmalarım bu suretle başladı.

Memlekette şeker istihsalinin otuzuncu yıl dönümü vesilesiyle hazırlanan bu kitapta ben de yer alabilmişsem, bu talihi Şakir Kesebir'e borçluyum. Şeker şirketinin benden istediği bu yazıyı, da, kendisine karşı hayatım boyunca borçlu kalacağım derin şükranlarımı belirtmek için yazdım.”

 

***

 

Başarılı bir mühendis ve İsviçre'de lise okuduğu dönemlerde dünya rekoru da kırmış bir kayakçı olan küçük oğlu Karaca Taşkent babasıyla ilgili bir anısını anlatır:

 

“Alpullu Şeker Fabrikasının kurulmasına karar verilince, Atatürk, Celal Bayar'la birlikte fabrikanın kurulacağı yeri görmeye geliyor. Atatürk babama, "Bu fabrika ne zaman bitecek" diye soruyor. Babam da "6 ay sonra" diyor. 

Atatürk dönüş yolunda, Bayar'a diyor ki, "Bu Taşkent, bunlar genç mühendisler, ya hesap bilmiyorlar ya da bizi aptal zannediyorlar."

Gerçekten fabrika 6 ay içinde bitiyor. Bayar da babama bir teşekkür mektubu yazıyor ve "Sen bir mucize yarattın" diyor. 

Babam mektubu alıp Ankara'ya gidiyor ve Bayar'a çıkıyor, "Mektubu iade edeceğim" diyor. Bayar nedenini soruyor, O da diyor ki, "Mucizeler Allah'a aittir. Ben mucize yaratmadım." Bayar da dönüp diyor ki:

 

"Yok, yok Taşkent, sen bunun mucize olduğunu kabul et. Eğer sen mucize yaratmadıysan, Atatürk ve ben aptal olmuş oluruz."

 

*** 

 

Ülkesine, Şeker Sanayi ve Bankacılık alanında büyük hizmetler vermiş Kazım Taşkent; çok hazin bir hikayeden hayat bulmuş olan Doğan Kardeş çocuk dergisi ile de eğitim, kültür ve sanat alanında da unutulmazlar arasına adını yazdırmıştır.

 

Kazım Taşkent henüz Türkiye Şeker Fabrikaları Genel Müdürü iken oğlu Doğan Taşkent’i daha iyi eğitim alması için İsviçre’ye göndermiştir. İsviçre’nin Films kentinde aralarında 9 yaşındaki Doğan’ın da bulunduğu 22 kolej öğrencisi bir gezi sırasında 10 Nisan 1939 tarihinde heyelan sonucu üzerlerine düşen toprak ve kaya parçalarının altında kalarak ölmüşlerdir. Doğan’ın ve bir İtalyan çocuğunun cesedi bütün aramalara rağmen bulunamamıştır. O günün anısına oraya ayakta durarak ellerini göğe doğru açmış bir çocuk heykeli yerleştirilir.

 

Oğlunun anısına Doğan Sigorta’yı kuran ve yaptırdığı apartmana Doğan adını veren Kazım Taşkent, 1942 yılının sonlarında yazdığı bir yazıda; “..Bende olmasını istediğim vasıfları onda yaratmak için babalık sevgilerimden, babalık bağlılıklarımdan çok acı fedakarlıklar yaptım ve emelimin yolunda gururla yürüdüm. Memleket için yapamadığımı ve yapamayacağımı O’na yaptıracaktım. İnsanların belki yürüyemeyecekleri bir yolu emniyetle arkama alırken, buna tabiat tahammül edemediği için mi; yoluma bir dağın bir parçasını yuvarladı ve emel yıldızına doğru önümden koşturduğum çocuğumla emellerimi bu kaya parçasının içine gömdü: Melek yüzlü çocuğumu kaybettim, göz yaşlarımla toprağını sulamak için gömülü olduğu yeri de bulamadım. Namert tabiatın içimde açtığı kapanmaz yara acısıyla şaşırdım ve yolumu değiştirdim. Sonra yine toparlandım, bu sefer çocuğumdan beklediklerimi arkadaşlarımla beraber meydana getirdiğimiz ve O’nun adını verdiğimiz teşekkülde bulmak emeline kapıldım. O’nun ruhunu bu teşekkülde yaşatmağa çalıştım. Benim yapamadığım veya yapamayacaklarımı memleketime yine o yapacak. Şimdi yalnız ben değil, bütün beni sevenler ve benim gibi düşünenler elbirliğiyle, emel birliğiyle namert tabiatın çocuğumu çiğnettiği kaya parçasının koptuğu dağı aşacağız. Onun tepesinden emel yıldızını göreceğiz.” şeklinde seslenmektedir.

 

***

 

Savaş yıllarının zorlukları arasında, 23.Nisan.1945 te Çocuk Bayramında doğan “Doğan Kardeş Dergisi” , 1200’den fazla sayısı ve kendi bünyesinde yayınladığı 250’den fazla kitabı ile çocukların dünyasında önemli bir yer edinmiştir. Eğitim dünyasında da unutulmazlar arasına girmiş ve yıllar boyunca da hep hatırlanacaktır. 

 

Tıpkı yaratıcısı, Kazım Taşkent adının, bizzat kurucusu olduğu Eskişehir Kazım Taşkent Şeker Fabrikası’nda ölümsüzleştirilmesi gibi...

 

Cumhuriyetin 100. Yaşında, yeryüzünde çocuklara armağan edilmiş tek Çocuk Bayramı’nı kutlar, Atatürk ve tüm Kuruluş Yılları Kahramanlarını saygıyla anarız.

 

 

Süleyman AKGÜÇ

Ankara, 23.Nisan.2023

 

 

Kaynakça:

- “30.Yılında Şeker Sanayi”; Turan VELDET

- "Yaşadığım Günler", Kazım TAŞKENT

- “Çocuk Medyası ve Doğan Kardeş Dergisi”;  Çetin Murat HAZAR, Umur IŞIK-Gazi Üniversitesi

- “Doğan Kardeş, Vedat Nedim Tör ve Kaka Bebekler”; Doktora Tezi,2004, Ayça (Demir) GÜRDAL



Süleyman AKGÜÇ

 

© Copyright 2024  V4.4 Tüm Hakları Saklıdır.

Hazır Dernek Sitesi



Top