Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
ALIŞ | SATIŞ | ||
USD | 37,8637 | 37,9319 | |
EURO | 41,7400 | 41,8152 |
TANIDIĞIM CEYHUN ATUF KANSU
Değerli dostlar; bugün sizlere Şeker Sanayii’nde değerli hizmetleri olmuş bir hekimden, daha da önemlisi bir şairden söz edeceğim. O halk kaynağından çıkmış bir cumhuriyet sevdalısı, özgürlükçü ve Anadolu çocukları için çok şey yapmış bir doktor. Ceyhun Atuf Kansu sanayide geçmişi olan her kesin sevgi ile anacağı kaybolan değerler zincirinin önemli bir halkasıdır.
Şeker Sanayii’de geçmişi olan şimdinin emekli dostlarımızın sevimli çocuk doktoru Ceyhun Atuf Kansu 7 Aralık 1919 da İstanbul’da dünyaya geldi. Babası, uzun yıllar Erzurum milletvekili olarak mecliste görev alan eğitimci Nafi Atuf Kansu idi. Küçük Ceyhun eğitimci olan annesi Müfdale Hanımı kaybedince 1921 yılında babasıyla Ankara’ya yerleşti.
İlk öğrenimini Necati Bey İlkokulu’nda, orta öğrenimini ise Gazi Lisesi’nde yaptı. O yıllarda (1938) lisede ‘Filiz’ dergisinde ilk şiiri yayımlandı. Tıp fakültesinde okurken “Bir Çocuk Bahçesinde” ve “Bağbozumu Sofrası” adlı kitapları yayınlandı.
Tıp Fakültesinden 1944 yılında mezun olunca, Ankara Numune Hastanesinde çocuk hastalıkları uzmanlığı yaptı, daha sonra buradan ayrılarak Turhal Şeker Fabrikasında göreve başladı. Orada sıtmalı çocuklar üzerine çalışmalar yaptı. Daha sonra Ankara Şeker Fabrikası ve Türkiye Şeker Fabrikalar Genel Müdürlüğünde Sağlık Müdürü iken 17 Mart 1978 tarihinde 59 yaşında kalp krizi sonucunda hayatını kaybetti.
Ben 1976 yılında askerlik görevimi tamamlayıp şirkete döndüğümde Yayın ve Tanıtma şubesinde çiftçiye yönelik 35 bin tirajlı eğitici niteliği olan Pancar adlı derginin editörlüğünü yapıyordum. Ceyhun Atuf Beyle tanışmam lise yıllarımda müptelası olduğum Varlık adlı edebiyat dergisi yazarlarından Yaşar Nabi Nayır, Nurullah Ataç, Oktay Akbal, Melih Cevdet Anday ve Turgut Uyar ve Ceyhun Atuf Kansu idi. Onunla tanışmam sırasında Varlık’ta benim de iki defa desen çalışmamın çıktığını anlattığımda aramızdaki dostluk artmıştı. Her gün olmasa da giriş katındaki onun yanına iniyor, edebiyat üzerine konuşmalar yapıyor, hatta bu sohbetlerimiz uzayıp dışarı çıktığımda; hemşire “Siz gelince vizite kuyruk oluyor” diyerek bana takılırken, ben “müdür doktorlar vizite almaz” diyordum.
Günlerden birinde teklifimi kırmayarak Pancar dergisinde sürekli yazı yazmayı kabul etti. Benim için usta bir kalemin dergide isminin olması önemliydi. Köşe adını birlikte “Şeker Pınarı” koyduk. Anadolu insanı anlatacaktı, yazılarını el yazması şeklinde veriyordu. Arada şiirlerden bölümler ekleyip okurlara sunduğumuz yazıları ölümüne kadar sürdü.
Öldükten sonra Pancar dergisine ek olarak çıkardığım yarım formalık özel bir sayının kapağında onun yukarıda görülen fotoğrafını tre olarak çizmekle büyük usta için bir görev yapmıştım. Genel Müdürlük binasında yapılan törene dönemin başbakanı merhum Bülent Ecevit’te katılmış ve anlamlı bir konuşma yapmıştı.
Tanıdığım şair ve yazar Ceyhun Atuf Kansu, yaşamı boyunca Atatürk ilkelerine bağlı ve savunucusu, bağımsızlığın, Cumhuriyetin, devrimlerin büyük bir takipçisiydi. Şiirlerinde çoklukla işlediği Anadolu insanına özgü coşku, başkaldırı, Anadolu tutkusu, Kuvay-i Milliye, Atatürkçülük, aydınlanma ve sürekli devrim düşünceleri vardı. Süslü anlatımların dışında, gerçekçi, samimi ve akıcı bir dille yazılmış eserleri abartıdan uzak gerçekçi bir çizgi ve renkle sergilenmiştir.
Yazılarında nasıl halk adamı olduysa, doktorluk mesleğini de yaparken halkın yanında olmaya çaba gösterirdi. Şiirlerinin konusunu; insanlık sevgisi, hoşgörü, doğa ve bağımsızlık oluşturdu. Bütün eserlerinde halkın ve toplumun sorunlarına inmeye çalıştı. Başarısının kaynağı insanlara olan sevgisi oldu. Onda var olan insanlık sevgisi, ulusal bağımsızlık ve doğa sevgisi onun iç dünyasının değişmezleriydi.
Yeditepe Şiir Armağanı ve Türk Dil Kurumu Deneme Ödülü olan büyük ustanın en bilinen şiirini aşağıda sunarken bu yazıyı hazırlamama ve büyük ustayı anmama neden olan değerli gazeteci dostum; Nurdane Özdemir Sağkan’a da buradan teşekkür ediyorum.
DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Bütün çiçekleri getirin buraya,
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
Son bir ders vereceğim onlara,
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin getirin...ve sonra öleceğim.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum,
Kaderleri bana benzeyen,
Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları,
Geniş ovalarda kaybolur kokuları...
Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri,
Hepinizi hepinizi istiyorum, gelin görün beni,
Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini
Bacımın suladığı fesleğenleri,
Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini,
Avluların pembe entarili hatmisini,
Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın.
Aman Isparta güllerini de unutmayın
Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum.
Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,
Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden,
Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,
Ne güller fışkırır çilelerimden,
Kandır, hayattır, emektir, benim güllerim,
Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Baharda Polatlı kırlarında açan,
Güz geldi mi Kopdağı’’na göçen,
Yörükler yaylasında Toroslarda eleşen.
Muş ovasından, Ağrı eteğinden,
Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden
Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni,
Eğin türkülerinin içine gömün beni.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
En güzellerini saymadım çiçeklerin,
Çocukları, öğrencilerimi istiyorum.
Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,
O bakımsız, ama kokusu eşsiz çiçek.
Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek,
Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,
Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum.
Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,
Tarümar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım,
Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,
Yaz kış bir şey söyleyen sonsuz toprakta,
Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,
Yurdumun çiçeklenmesi için daima, yaşadım,
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,
Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.